DOLAR 31,3677 0.42%
EURO 34,0595 0.51%
ALTIN 2.101,432,38
BITCOIN %
Ankara

PARÇALI AZ BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

89 okunma

Su krizine karşı, arıtılmış atık suların geri kazanılması önerisi

ABONE OL
16 Kasım 2022 04:30
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Arıtma tesislerinden geçen atık suların büyük miktarının su kaynaklarına deşarj edildiğini belirten uzmanlar, suyun kullanım alanına göre arıtılmasının ve ihtiyaca göre yeniden kullanılmasının teknolojik olarak mümkün olduğunu söyledi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2020 Su ve Atıksu İstatistiklerine göre, Türkiye genelinde belediyelere ait toplam 1068 atık su arıtma tesisi bulunuyor. Bu tesislerde 4,4 milyar metreküp su arıtılırken bu miktarın yüzde 98,4’ü akarsu, deniz, göl, baraj gibi alıcı ortamlara deşarj edildi, sadece yüzde 1,6’sı sanayide veya tarımsal sulamada yeniden kullanıldı.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının hazırladığı ve 25 Ekim 2022’de Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Atıksu Arıtma Tesisleri Teknik Usuller Tebliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ”le arıtılmış atık suların kullanımına dair kriterler yeniden belirlenirken, tebliğle ilgili bakanlıkça yapılan açıklamada, arıtılmış atık suların alternatif su kaynağı olarak yeniden kullanım oranının 2023 yılında yüzde 5’e, 2030 yılında ise yüzde 15’e çıkarılmasının hedeflendiği bildirildi.

“Suyun mutlaka geri kazanılması gerekiyor”

Kentsel atık suların yeniden kullanımı konusunda AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Çevre Teknolojileri Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Azize Ayol, suyun arıtıldıktan sonra farklı amaçlarla kullanılmasının mümkün olduğunu ifade etti.

Ayol, dünyanın su, enerji ve gıda anlamında farklı krizler yaşadığı bir dönemde su kaynaklarının etkin kullanımının çok kritik olduğuna vurgu yaparak, şöyle devam etti:

“Türkiye genelinde su kaynaklarından temin edilen temiz suların yüzde 70’i tarımsal sulama alanlarında kullanılıyor. Arıtılan atık suların önemli bir kısmının, tarımsal sulama amaçlı kullanımı mümkün. Özellikle endüstriye su temini anlamında soğutma ve proses suyu olarak değerlendirilmesi; park ve bahçe sulamalarında, kentlerin genel temizliğinde kullanılması; ‘gri su’ dediğimiz, kentsel, nispeten daha temiz suların ise ayrılarak yeniden rezervuarlarda kullanımı; ayrıca arıttığımız suların yangın suyu olarak değerlendirilmesi mümkün.”

Arıtılan suların büyük bir kısmının alıcı ortamlara deşarj edildiğini hatırlatan Ayol, “Arıtılan suların önemli oranda denizlere, akarsulara gittiğini biliyoruz. Bu miktardaki suyun mutlaka geri kazanılması gerekiyor. Artık lüksümüz yok, ‘Yeşil Mutabakat’ çerçevesinde, iklim kriziyle ilgili hususlarda, daha da önemlisi sağlıklı bir çevrenin, sağlıklı bir ekosistemin korunması açısından iyi kalitede arıtmış olduğumuz suların yeniden kullanımı elzem. Türkiye şu anda su stresi yaşayan ülkeler arasında, suyu şu an yeterli görünüyor ama su baskısı önümüzdeki yıllarda artacak, su fakiri ülkeler seviyesine ineceğiz.” diye konuştu.

Türkiye’nin büyük kentlerinde bulunan ileri biyolojik arıtma sistemlerinin, atık suların endüstride soğutma suyu olarak kullanımını sağlayacak özelliklere sahip olduğunu anlatan Ayol, park ve bahçelerdeki gibi çevresel kullanım için ise ileri teknolojiler gerektiğini, bunların başında membran teknolojilerinin geldiğini aktardı.

“Arıtılan suların ihtiyaca göre geri kazanımla kullanılması mümkün”

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) İnşaat Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güçlü İnsel de atık suların arıtıldıktan sonra ihtiyaca göre geri kazanımının teknolojik olarak mümkün olduğunu belirterek “Bu, önümüzdeki 30 yıl içinde çok gerekli olacak çünkü biz su fakiri bir ülke olma sınırına yaklaşıyoruz.” dedi.

Suyun arıtıldıktan sonra bir yere taşınmasının ciddi bir maliyet gerektirdiğine ve bu nedenle atık su arıtma tesislerinin sanayi bölgelerine yakın konumlandırılmasının önemli olduğuna dikkati çeken İnsel, “Atık su arıtma tesisleri yapılırken bazı şehirlerde bu şekilde planlanmadığı için sonradan yapılması zor. Kocaeli’de sanayi, şehrin içinde olduğu için atık suların tamamı iyi kalitede su olarak arıtıldıktan sonra yüzde 90 oranında sanayiye veriliyor.” bilgisini paylaştı.

“Azot ve fosfor tarımda kullanılabilir”

Atık sulara biyolojik arıtma yapıldığında sadece sudaki organik maddelerin, ileri biyolojik arıtmada ise organik maddelerin yanında azot ve fosforun da giderilebildiğinin altını çizen İnsel, şunları söyledi:

“Azot ve fosforu giderip denize deşarj ettiğiniz zaman çevreye vereceği zarar çok az oluyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından belirlenen deşarj standartları var. Suyu geri kazanımla kullanmak istediğimizde, ihtiyaca göre arıtma seviyeleri değişebiliyor. Sulamada, tarımda kullanacaksanız, gübreleme için azota ve fosfora ihtiyacınız oluyor. Bu nedenle suyun içinde bir miktar azot ve fosfor kalmasını istersiniz. Böylece hem gübreleme yaparsınız hem sulama. Bu, su kaynaklarını kirletmeyecek ölçüde ve kontrollü yapılmalı. Atık su arıtma, tamamen planlama işi. Arıtma tesisini istediğiniz teknolojiyle donatabilirsiniz. İhtiyaca göre arıtma söz konusu olmalı.”

“Yağmur suyu için ek arıtma gerekebilir”

Yağmur suyunun geri kazanımına da değinen İnsel, “Arıtma tesisine bir birim su geliyorsa, işin içine yağmur suyu girdiğinde 4-5 katına çıkıyor. Bunu arıtma tesisinde arıtmak da zor. Yağmur suyunu geri kazanmak istiyorsanız hatlar ayrılmalı, yani kanalizasyon sistemlerinin değişmesi gerekiyor. Ayrıca yağmur suyunu alıp doğrudan kullanıma tabi tutarsanız o zaman bazı şeyleri atlamış olursunuz. Yağış başladığı zaman ya da yüzeyden aktığı zaman atmosferdeki bazı kirleticilerle bu suya karışmış oluyor. Yağmur suyu tekrar analiz edilmeli. O bölgenin koşullarına göre belki ek bir arıtma gerektirebilir.” değerlendirmesinde bulundu.

Suları kontrol altına alabilmek için ayrımların çok iyi yapılması gerektiğini kaydeden İnsel, “Bunlar şehir planına entegre edilmeli, bu alt yapı tesislerini sanayiye yakın bir yere konumlandırmak gerekiyor. Kentsel dönüşüm sadece kentin üstünü ilgilendiren bir durum değil. Sadece bina yaparak kenti dönüştürmüyorsunuz, alt yapılar toprağın altında kalıyor. Kentsel dönüşüme bu alt yapı tesislerinin, geri kazanımın getirilmesi ve uygun sistemlerin entegre edilmesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

deneme
deneme bonusudedektifdeneme bonusu veren sitelerfixbetfixbet girişbonus veren bahis sitelerimatadorbetmatadorbet
dedektif | özel dedektif | fixbet giriş